1659 SAYILI YASA MADDE I- Ancak, vakfın gelirinin %20 si veya bu vakıflara bağışlanan yahut ölüme bağlı tasarruf suretiyle tahsis edilen malların gelirinin %20'si kendisine bırakılan mahfuz hisseli mirasçılar tenkis davası açamazlar.
Madde 2 - Bu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Madde 3 - Bu kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
MEDENİ YASA MADDE 502 - Mahfuz hisselerinin baliğ olduğu miktarı alamayan mirasçılar, tasarruf nisabını tecavüz eden teberruun tenkisini dava edebilirler.
Müteveffanın, hilafını kasdettiği tasarruftan anlaşılmadıkça kanuni mirasçıların hisselerine dair tasarrufta mevcut hükümler, alelade taksim kaideleri gibi telakki olunur.
MADDE 503 - Mahfuz hisseli müteaddit mirasçılara ölüme bağlı tasarruf tarihiyle yapılan ve tasarruf nisabını tecavüz eden teberrular, bu mirasçılardan her birine mahfuz hissesinden fazla düşen miktarlarla mütenasip olarak tenkise tabidir.
MADDE 504 - Mahfuz hissesine tecavüz edilen mirasçıya ait tenkis davası; iflâs halinde masasına ve borcu ödemekten aczi takdirinde miras açıldığı zaman acze dair icra vesikasını hamil bulunan alacaklılarına; alacakları nisbetinde intikal eder. Bunlar tarafından ihtar edildiği halde mirasçı davayı ikame etmemiş ise onun hakkında mer'i müddet zarfında kendi namlarına dava ikame edebilirler.
Miras hakkı iskat olunan mirasçı, İskata itiraz etmediği takdirde dahi hüküm bu veçhiledir.
MADDE 505 - Tasarrufu yapan kimsenin, hilafını kasdettiği tasarruftan anlaşılmadıkça, mirasçı nasbolunan veya kendilerine diğer bir surette teberru edilen kimselere ait hisseler, mütenasiben tenkise tabidir.
Muayyen şeyleri teslim mükellefiyetiyle mukayyet olarak yapılan teberrular tenkise tabi oldukları takdirde, tasarrufu yapan kimsenin hilafını kasdettiği anlaşılmadıkça kendisine teberru vaki olan kimse, teslimi ile mükellef olduğu muayyen şeylerin dahi mütenasiben tenkisini talep edebilir.
MADDE 506 - Kıymetine noksan gelmeksizin taksimi kabil olmayan muayyen bir mal vasiyet edilip de işbu vasiyet tenkise tabi olursa, lehine vasiyet yapılan kimse, dilerse tasarruf nisabı miktarını nakden alır, dilerse tenkisi lazım gelen miktarın kıymetini verip o malı talep eder.
MADDE 507 - Aşağıdaki tasarruflar, ölüme bağlı teberrular gibi tenkise tabidir:
MADDE 508 - Kendisine tenkise tabi bir teberru yapılmış olan kimse; hüsnüniyet sahibi ise yalnız mirasın açıldığı gün o teberru veya hasılatından elinde kalan miktarı geri vermekle mükelleftir. Miras mukavelesiyle teberrua nail olan kimse tenkise maruz kalırsa, murise ivaz olarak verdiği şeyden tenkisile mütenasip miktarı geri isteyebilir.
MADDE 511 - Mirasi bir namzede nakletmeğe selâhiyetli olan bir mirasçı nasbına dair tasarruf; mirasçının mahfuz hissesine taalük ettiği nisbette, batıldır.
MADDE 512 - Tenkis; mahfuz hisse tamam oluncaya kadar evvelemirde ölüme bağlı tasarruflardan ve kafi gelmediği takdirde en son tarihli olandan başlayarak en evvel vaki olana doğru çıkmak şartiyle, ölüme bağlı olmayan teberrular üzerinden icra edilir.
MADDE 513 - Tenkis davası, mirasçılar mahfuz hisselerine tecavüz edildiğini öğrendikleri günden itibaren bir sene ve her halde vasiyetnameler hakkında açıldıkları tarihten, diğer tasarruflar hakkında mirasın açılmasından itibaren beş sene geçmesiyle sakıt olur. Bir tasarrufun iptali bir diğerini ihya ediyorsa, müruruzaman müddetleri ancak butlan kararının süduru tarihinden itibaren cereyan eder.
Saklı paylarının değerini alamayan mirasçıların miras bırakanlarının, mirastan tasarruf edebileceği kısmı aşan yani saklı paylarına yaptığı tecavüzü ortadan kaldırmak ve geri alınmasını sağlamak için, açtıkları davalar tenkis (indirim) davaları olarak adlandırılmaktadır. Kişisel sonuçlar doğurur. Tenkis davasını tespit ve eda davası olarak düşünebiliriz.
Miras bırakanın, saklı paya tecavüzünün başka bir deyişle mirastan mal kaçırmak kasdmm bulunup bulunmadığının tespiti davanın tespit kısmıdır. Bu işlem tesbit edildikten sonra da ne miktar payın tecavüze uğradığı ve bu kısmın mirasçıya iadesi hususu da davanın eda kısmını teşkil eder.
Bu tür davaların konusu, ölüme bağlı tasarruflar olduğu gibi, ölmeden önce yapılan tasamıfları da kapsar.
Saklı paylarını mirastan alamayan mirasçılar, bunların alınmasını dava edebilirler. Bu dava Medeni Yasamızın 502.nci maddesinde tarif edilmemiştir. Ancak uygulamada çok sık rastlanılan ve miras kavgalarına yol açan bu tür uyuşmazlıkların mahkemelerde uzun süren duruşmalarına rastlanılmaktadır.
Kötü niyetli üçüncü kişiler hakkında da tenkis davası, açılabilecektir. Bu hususta 7.1.1975 günlü 7/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Kurulunun kararı bulunmaktadır.
Miras bırakanın arzusunun başka türlü olduğu anlaşılmadıkça, atama veya ölüme bağlı tasarrufla elde edilen kazandırmalarda, kazandırma oranında tenkis (indirim) yapılacaktır.
Tenkis davasında, miras bırakanın malları ve borçları saptanacak, mevcut terekeden borç ve masraflar (mahfuz hisse) miktarı hesaplanarak tespit olunacaktır. Bir tasarrufun kendisine kanaat getirildiği yani dava sabit olduğu takdirde bu tasarrufun iptaline karar verilmeyip, bütün tereke tespit edilecek ve saklı pay (mahfuz hisseye)'a bir tecavüz bulunup bulunmadığı araştırılacak, tasarruf nisabının tecavüz eden miktarının tenkisine (indirimine) karar verilecektir.
Tenkis iddiası savunma yolu ile herzaman ileri sürülebilir. Ancak, müstakil açılacak tenkis davası; mirasçıların, saklı paylarına elatıldığını öğrendikleri günden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır. Açılmazsa zamanaşımına uğrayacaktır. Her halde vasiyetnamenin açıldığı ve diğer tasarruflarda mirasın açılmasından itibaren beş yıl geçince dava hakkı ortadan kalkacaktır. Bir tasarrufun iptali, bir öncekinin yürürlüğe girmesini sağlarsa, zamanaşımı süresi ancak, iptal kararının verilmesi gününden itibaren işlemeye başlayacaktır.
Tenkis, saklı pay (mahfuz hisse) tamam oluncaya kadar öncelikle ölüme bağlı tasarruflardan ve bu yeterli olmadığı takdirde en son günlü olandan başlayarak en ?nce vuku (vaki) olunana doğru çıkmak koşulu ile ölüme bağlı olmayan hibeler Jrberrular) üzerinde yapılacaktır. (M.Y..512)
Asliye Hukuk Mahkemesidir.
Mahkeme Miras bırakanın son konutu mahkemesidir.
Miras bırakamn, mirasçının saklı payına tecavüz ederek vasiyetle veya ölümle bağlı diğer bir tasarrufla başka bir mirasçıya veya üçüncü kişiye bağışta bulunmuş olması, davanın açılması koşuludur.
12.Hakim
13.Kendisine, tenkise (indirime) bağlı bir bağış yapılmış olan davalı, iyi niyetli ise, mirasın açıldığı gün o bağış veya mahsulünden elinde ne kalmışsa, onu vermekle yükümlüdür. Ancak davalı kötü niyetli ise o takdirde bağış veya mahsulü elinde olmasa bile, miras bırakanın ölüm günündeki değeri ne ise, onu ödemesi gerekecektir (M.Y. 508),
14.Miras bırakan tarafından ölümü halinde ödenmek üzere kendi adına ve bir mirasçısı lehine aktedilen veya kenbi namına aktedilip de ölüme bağlı bir tasarrufla başkasına devir yahut miras bırakanın hayatmda üçüncü kişilere devir olunan sigortalar da, satmalına değeri oranında tenkise bağlı olacaktır (M.Y. 509).
15.Tenkis, saklı pay tamamlayıncaya kadar; önce, 1 - Ölüme bağlı tasarruflardan, bu yetmezse, sonra, 2 - En yeni günlü olandan başlamak suretiyle en eski yapılana doğru, geriye gidilmek üzere ölüme bağlı olmayan kazandırma (bağış)lar üzerinde yapılacaktır (M.Y. 512).
16.Zamanaşımı ileri sürülmezse hakim; doğrudan doğruya güzönünde tutamayacaktır.
Tenkis davası, mirasçılar (davacılar), saklı paylarına el atıldığını öğrendikleri günden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır, açılmazsa dava artık açılamaz. Her halde vasiyetnamenin açıldığı ve diğer tasarruflarda mirasın açılmasından itibaren beş yıl geçince dava hakkı .ortadan kalkar. Bir tasarrufun iptali, bir öncekinin yürürlüğe girmesini sağlarsa, zamanaşımı süresi ancak iptal kararının verilmesi gününden itibaren işlemeğe başlayacaktır. Ancak, tenkis iddiası savunma yolu ile her zaman ileri sürülebilir. Zamanaşımına bağlı değildir M.Y. 513 deki süre zamanaşımı süredir. Hakim kendiliğinden gözönünde tutamaz (M.Y. 513).