MADDE 216- (1) Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.
Konman hukuki değer kamunun barışıdır.
Herkes suçun faili olabilir.
Suçun mağduru kamu barışının bozulması tehlikesi ile karşı karşıya kalmış olması dolayısıyla toplumdur.
Suçun konusu, halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimidir.
Fıkra metninde; fiilin kamu güvenliğini tehlikeye düşürecek biçimde yapılması arandığı için, suç; soyut tehlike suçu olmaktan çıkarılmış, somut tehlike suçu hâline getirilmiştir. Bu suretle, çağdaş hukuktaki soyut tehlike suçlarını azaltma yönündeki eğilim dikkate alınmış, temel hak ve hürriyetlerin kullanım alanı genişletilmiştir. Bu düzenleme sayesinde "kin ve düşmanlık" ibaresinin anlamı da dikkate alındığında sadece "şiddet içeren ya da şiddeti tavsiye eden tahrikler" madde kapsamında değerlendirilebilecektir.
Söz konusu suçun oluşması için, kamu güvenliğinin bozulması tehlikesinin somut olgulara dayalı olarak varlığı gereklidir. Bu tehlike, somut bir tehlikedir. Bu somut tehlikenin gerçekleşip gerçekleşmediği belirlerken failin söz ve davranışlarının neden olduğu tehlike neticesinin gerçekleşmesi gerekir. Hâkim, kullanılan ifadeler dolayısıyla bu tehlikenin gerçekleşip gerçekleşmediğini, dayanak noktalarını göstermek suretiyle belirleyecektir. Bu kapsamda, kişinin söz ve davranışlarının kamu güvenliğini bozma açısından yakın bir tehlike oluşturduğunun tespit edilmesi gerekir. Kişinin söz ve davranışlarının, halkın bir kesimi üzerinde tahrik konusu fiillerin işleneceği hususunda duyulan endişeyi haklı kılacak bir etki oluşturması gerekir.
Maddenin 2. fıkrasında halkın sosyal sınıf ırk din mezhep cinsiyet veya bölge bakımından farklı bir kesiminin alenen aşağılanması suç sayılmıştır. Suçun oluşması için fıkrada belirtilen özelliklere sahip ve halkın bir kesimini oluşturan belirsiz sayıdaki kişilerin aşağılanması, tahkir edilmesi gerekir. Aşağılanan kişilerin belirli kişiler olması veya aşağılama eyleminin kimlere yönelik olduğu açıklanmasa bile kim olduğunun anlaşılması durumunda hakaret suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
Halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak aşağılama eyleminin cezalandırılması, 312/3. maddeden farklı olarak "aleniyet" koşuluna bağlanmıştır. Aleniyet herkesin algılaması olanaklı bir ortam ve yerde eylemin işlenmesini ifade eder.
Maddenin 3. fıkrasında bir halk kesiminin benimsediği dinî değerlerin aler aşağılanması, suç hâline getirilmiştir. Fiilin cezalandırılabilmesi için, "kamu bar nı bozmaya elverişli" olması gerekir. 312. maddenin 4. ve son fıkrası ise, 218. dede ortak hüküm olarak düzenlenmiştir.
Soyut tehlike suçudur. Burada, gerçekleştirilen eylemin korunan hukuki değe tehlikeye düşürmeye elverişli olup olmadığına bakılır. Bu takdir hakim tarafındı: yapılacaktır. Gerçekleştirilen aşağılama eylemi kamu barışını bozmaya elverişl nitelikte ise, bu yönde bir eğilim olmasa ya da kamu barışının bozulmasına ilişle: somut belirtiler bulunmasa bile fail cezalandınlabilecektir.
Suçların basın ve yayın yoluyla işlenmesi hâlinde, verilecek ceza 218. madde uyarınca yarı oranında arttırılır.
Suç doğrudan kastla işlenebilir. Failin sonuçlarını bilerek ve iradesi ile suç sayılan eylemleri işlemesi ile suç oluşur. Failin, eyleme ilişkin saik veya amacının önemi yoktur.
Maddenin 1. fıkrası uyarınca halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.
Maddede Öngörülen suç için 1. fıkrada bir yıldan üç yıla ve 2.3 fıkralarda altı aydan bir yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. Hakim cezayı, 50/1. maddesinde öngörülen adli para cezası veya diğer seçenek yaptırımlardan birine çevirebilir. Adli para cezasına çevrilmesi tercih olunduğunda, TCK'nın 52/2. maddesi uyarınca öngörülen değerler arasında bir miktarın, belirlenen hapis cezasıyla çarpılması ile sonuç adli para cezası bulunacaktır.
Suçun basın yayın yoluyla işlenmesi durumunda TCK'nın 218. maddesi uyarınca faili cezası yarı oranında arttırılır.
Suçun kovuşturulması şikayet koşuluna bağlı değildir. Soruşturma işlemleri doğrudan C. Savcılığınca yapılır.
Suçun yargılamasını yapmakla görevli mahkeme 1. fıkrasında Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 11. maddesi uyarınca asliye ceza, 2. ve 3. fıkrasında ise, 10. maddesi uyarınca sulh ceza mahkemesidir.