…………………. ( ) AİLE MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE
BİRLEŞTİRME TALEPLİDİR
DAVACI :……………(T.C Kimlik No: ………………. )
VEKİLİ :Av. ………..
DAVALI :………………
KONUSU ………..Aile Mahkemesi’nin 2015/…… E. Dosyası ile birleştirilmesine müteakip, Şiddetli geçimsizlik nedeni ile tarafların boşanmalarına, karar verilmesi talebidir.
AÇIKLAMALAR
DAVALININ, KARŞI DAVA DİLEKÇESİNDEKİ İDDİALARINA İLİŞKİN CEVAPLARIMIZ
Davalının evlenmeden önce sosyal bir yaşamı olduğu ancak evlendikten sonra müvekkilimin kıskanç davranışları nedeni ile hiçbir arkadaşı ile görüşemediği iddia edilmiştir. Davalı eşin evlilikten beklentisinin ne olduğunu bilmemekle birlikte, evliliğin beraberinde bir takım sorumlulukları da getirdiği aşikardır. Bekar iken arkadaşları ile daha sık zaman geçiren davalının, evlendikten sonra bu vaktin çoğunluğunu eşine ve çocuğuna ayırması asıl olması gerekendir. Evlendikten sonra hiç yaşamadığı bir şehirde, hiç tanımadığı insanlar arasında bulunan müvekkilimin sosyalleşebilmesi için davalı eşin hiçbir teşebbüsü, girişimi olmamıştır. İşi gereği devamlı şehir dışına çıkan davalı eş, kayak merkezlerinde yer bildirimi yaparken, müvekkilimin telefonlarına dahi iş yoğunluğu gerekçesi ile cevap vermekten imtina etmiştir. Davalı eşin arkadaşları ile tek başına geceleri dışarı çıkıp içki içmesine, geç saatlerde eve gelmesine dahi ses çıkar(a)mayan müvekkilimin, kıskançlığı nedeni ile davalıyı arkadaşları ile görüşemez duruma getirdiği iddiası tamamen gerçek dışıdır. Bir keresinde bu konunun bahsi açıldığında yaşanan bir tartışmada, müvekkilime ağza alınmayacak hakaretler eden davalı, evlilik yüzüğünü parmağından çıkarıp camdan dışarı dahi atmıştır.
Davalı eş, evlendikten sonra, 3 yıllık evlilik sürecinde maddi olarak oldukça iyi kazanmaya başlamış ve halen de kazanmaya devam etmektedir. Davalının kendi şahsi mal varlığının yanı sıra Şirket adına kayıtlı araç ve gayrimenkul sorgusu yapıldığında, edinilen menkul/ gayrimenkullerin evlilik tarihinden sonra olduğu görülecektir. Aynı şekilde davalı adına kayıtlı hesapların, kredi kartı ekstrelerinin……….Bankası Genel Müdürlüğü’nden geriye dönük 3 yıllık süre içerisindeki hareketleri istendiğinde, davalının evlendikten sonra birikim yapmadığı ve ekonomik olarak geriye gittiği iddialarının ne derece asılsız olduğu, davalının birikimlerinin büyük bir kısmının evlilik birliği içindeyken yapıldığı ortaya çıkacaktır.
Müvekkilim, davalıya ait olan ……….. Bankasından verilme ……………… nolu kredi kartını, evin, müşterek çocuğun ihtiyaçları için eşinin bilgisi dahilinde kullanmış olup, iş bu karta ilişkin hesap ekstrelerinin celbi halinde de müvekkilimin iddia edildiğinin aksine müsrifçe hiçbir harcamasının bulunmadığı görülecektir. Müvekkilim, Davalı eşin iş bu kredi kartını boşanma davası açılmadan önce ……………. tarihinde, müşterek çocukları için vermiş olduğu siparişi ödemek için kullanmak istediğinde öğrenmiş, küçük için gerekli vitaminler için vermiş olduğu siparişi dahi satın alamamıştır.
Taraflar evlendiğinde, davalı eş, bekarken kullanmış olduğu beyaz eşyaları ve koltuk takımlarını birlikte yaşayacakları eve getirmiş, müvekkilim buna hiç itiraz etmemiştir. Davalı eş müvekkile özel olarak evlilik teklifi yapmamış, müvekkilim davalıdan ne bir tek taş yüzük, ne de ailesinden set istemiştir. 14 yaşından beri çalışan ve kendi ayakları üzerinde duran müvekkilim, kendi anne babasından o yaştan beri tek bir kuruş istememişken, davalıdan bu hususta herhangi bir talepte bulunması da zaten hayatın olağan akışına aykırı olup, müvekkilimin mizacıyla da uyuşmamaktadır.
Davalının, maddi durumu iyi olmayan ailesine de parasal yardımda bulunduğunu bilen müvekkilim, bunu hiçbir zaman dillendirmemiştir. Hatta davalı eş, ortak birikimlerinden …………… TL’ye yakın bir tutarı kardeşine iş kurması için vermiştir. Kardeşe verilen paranın banka yolu ile yapılmış olması halinde, bu tutar banka kayıtlarında da görülecektir.
Maddi durumları son derece müsait olmasına rağmen, hamilelik döneminde dahi bir gün olsun dışarıdan temizlikçi almayan, bunu fuzuli masraf olarak gören müvekkilim, evinin tüm temizliğini kendisi yapmıştır. Böyle düşünen ve davranan birinin aşırı müsrif olmasından bahsediliyor olması bir o kadar ilginçtir.
Davalının, evinin ihtiyaçlarını karşılayan bir eş olduğu hususu bizim de kabulümüzdedir. Ancak müvekkilim de bu hususta eşine her zaman yardımcı olmuş, hiçbir zaman müsrif olmamış, davalıdan aşırı talepleri asla bulunmamıştır. Davalı eşin en büyük yanılgısı, evlenmeyi, eve para vermekten ibaret görmesidir. Elbette ki eşinin çalışmasına onay vermeyen davalının, evin ihtiyaçlarını karşılaması temel görevlerindendir. Ancak sevgi üzerine kurulmuş olan bir evlilikte, işi gereği kendisi her türlü sosyallikten faydalanıp, yurt içi – yurt dışı gezerken, eşini bir kez olsun baş başa yemeğe çıkarmayan, bir kez olsun sinemaya götürmeyen, eşine karşı bir kez olsun ağzından güzel tek bir kelime çıkmayan davalının, iyi bir aile babası olduğundan bahsetmek maalesef pek mümkün olmayacaktır.
Yurt dışı seyahatleri dönüşünde arkadaşlarına şişelerce hediye içki getiren davalının, free shop’larda yapmış olduğu alışveriş kayıtları, kredi kartı ekstreleri incelendiğinde görülecek olup, asıl müsrif olanın müvekkilim değil, davalının bizzat kendisi olduğu da ayrıca görülecektir.
Müşterek çocuk doğduğunda, maddi durum fazlasıyla müsait olmasına rağmen, bebek odası almanın bile bu aşamada gereksiz masraf olacağını düşünen müvekkilim, küçük için sadece beşik alınmasını yeterli görmüş iken, masraf olur düşüncesiyle bebek şekeri yaptırmamış, bebek mevlüdü okutmamış iken, müvekkilimin müsrif olduğundan bahsetme hususunda takdiri Sayın Mahkemenize bırakıyoruz.
MÜVEKKİLİMİN AŞIRI SİNİRLİ VE AGRESİF OLDUĞU, DAVALIYA HAKARET ETTİĞİ İDDİASI:
Taraflar arasında mizaç uyuşmazlığı olduğu doğrudur. Müvekkilimin davalı ile her konuşmalarında sert tepkiler verdiği ise gerçek dışı olup, zaten müvekkil ile davalı arasındaki en büyük sorun, tek kelime konuşamıyor olmalarıdır. Eşler aralarında bir çok kez tartışmış iseler de, davalı tarafın iddia ettiğinin aksine bu tartışmalar sadece baş başayken yaşanmıştır. Dolayısı ile başkalarının yanında müvekkilimin davalıyı azarladığı, kendisine “salak, aptal, öküz” dediği iddiaları tamamen gerçek dışıdır. Müvekkilim, fikir uyuşmazlığına rağmen ne davalıya, ne de davalının ailesine karşı saygıda kusur etmemiştir. Bu yüzden dışarıdakiler, evliliğin kusursuz yürüdüğünü düşünmüşler, tarafların boşanmaya karar vermesi üzerine çok şaşırmışlardır. Bu husus dahi müvekkilimin, davalıyı başkalarının yanında azarladığı iddiasının ne kadar gerçek dışı olduğunu ortaya koymaktadır.
Boşanma davası açılmadan yaklaşık 3 ay kadar önce, taraflar arasındaki tüm bağlar tamamen kopmuş, davalı eş evde yemek yememeye başlamış, müvekkilimin yaptığı yemeklere dokunmayıp kendi yemeğini kendisi pişirmiştir. Buna rağmen müvekkilim, davalının çamaşırlarını yıkamaya, ütülerini yapmaya devam etmiştir. Davalı tarafın, karşı dava dilekçesinin … Maddesinde bahsetmiş olduğu mesaj da taraflar arasındaki bağların kopmuş olduğu bu dönemde, müvekkil tarafından davalıya gönderilmiştir. Küçüğün ihtiyaçları için davalıdan eve belirli bir miktar para bırakmasını isteyen müvekkil, davalının eve bıraktığı ancak ihtiyaçları karşılamaya yetmeyeceği ortada olan parayı görünce, bu konudaki sitemini dile getiren mesajı göndermiştir. Mesajda davalının saygısız ve düşüncesiz olduğu, eve bıraktığı parayı arkadaşlarıyla bir oturuşta içki masasında harcadığı ancak eve gelince hesap kitap yaptığı konusu vurgulanmıştır. Mesaj içeriği, müvekkilimin, davalının tavırlarına karşı haklı sitemini dile getirmesidir.
TARAFLARIN ANLAŞMALI BOŞANMA HUSUSUNDA ANLAŞTIĞI ANCAK MÜVEKKİLİMİN UÇUK BİR TAZMİNAT VE NAFAKA İSTEDİĞİ İDDİASI:
Davalı eş, öncesinde bu konuda hiçbir konuşma yapmadan müvekkilime “hazır ol yarın avukata gidiyoruz” demiş, ardından davalının avukatlık ofisine gitmişlerdir. Davalı avukatı, taraflara her hususta anlaşıp anlaşmadığını sorduğunda müvekkilim “Biz hiçbir detay konuşmadık” deyince, davalı eş “Mahkeme neye hükmederse o kadarını alırsın, tek kuruş fazlasını vermem” diyerek anlaşma masasından kalkmış ve müvekkilime “ Beni avukatın önünde rezil ettin” diyerek çıkışmış, akabinde maddi manevi tazminat talepli iş bu davayı açmıştır.
Karşı taraf vekili ile bizzat nafaka ve tazminat hususu görüşülmüş, müşterek çocuk için ………. TL, müvekkil için ……… TL aylık nafaka talep edilmiş, buna ek olarak müşterek çocuğun geleceği için ya küçük adına alınacak, ya da davalı adına alınıp üzerine sükna hakkı konulacak tahmini 100-120.000 TL değerinde bir gayrimenkul talep edilmiş, ancak talebimiz karşı tarafça kabul edilmemiştir. Kredi kartı harcamaları, şirketten olan kazancı, mevcut mal varlığı düşünüldüğünde, davalının aylık 15.000,00 TL’ye yakın geliri bulunduğu açıkça görülecektir. Boşandıktan sonra hayatını doğup büyüdüğü şehirde, Ankara’da idame ettirecek olan müvekkilimin, kendisi için talep ettiği rakam sadece ……….TL dir. Diğer taleplerin tümü, müşterek çocuk için olup, davalı eş de fazlasıyla bunları karşılamaya yetecek maddi güce sahiptir.
Küçüğün yaşı itibarı ile anne bakımına muhtaç olduğu aşikardır. Kaldı ki davalı tarafın da karşı dava dilekçesinde velayete ilişkin herhangi bir talebi de bulunmamaktadır. Küçüğün hayat standartlarını evlilik birliği içerisindeki gibi maddi sıkıntı yaşamadan sürdürebilmesi için tarafımızca talep edilmiş olan tutar, kesinlikle ve kesinlikle makul olan tutardır.
MÜVEKKİLİM ZENGİNLEŞİRKEN DAVALININ FAKİRLEŞTİĞİ İDDİASI:
Davalı eş, müvekkilimin bankaya olan kredi borcunun taksitlerini ödediğini beyan etmiştir. Evlenmeden önce müvekkilimin çekmiş olduğu kredisi olduğu doğrudur. Ancak bu kredinin bir kısmını da evlilik hazırlıkları aşamasında yapılan harcamalarda kullanılmıştır. Evlenmeden önce davalı ile nerdeyse aynı gelire sahip olan müvekkilimin, evlendikten sonra davalının talebi üzerine çalışmadığı 3 yıl boyunca hem mesleğinden uzaklaştığı, hem de maaş gelirinden yoksun kaldığı açıktır. Davalı tarafından müvekkilimin çalışmasına izin verilse idi, iş bu kredi bizzat müvekkilim tarafından ödenecekken, hem eşini çalıştırmayıp, hem de onun kredi borcunu ben ödedim iddiası ile dava dilekçesinde bu hususta talepte bulunulmuş olmasını hiçbir şekilde etik bulmuyoruz. Yukarıda da izah olunduğu üzere, davalının şahsi mal varlığı ile, hissedarı ve müdürü olduğu şirketin mal varlığı incelendiğinde, asıl zenginleşenin davalı olduğu görülecektir.
Davalı eşin kaba tavırları, ilgisizliği, evliliği eve para vermekten ibaret gören tutum ve davranışları, evlendikten sonra müvekkilime karşı ağzından tek bir güzel söz çıkmaması, evlenmeden önce tüm özel günleri hatırlayıp kutlayan davalının, evlendikten sonra müvekkilimin hiçbir özel günü kutlamaması, kısaca evlendikten sonra müvekkilimin aşık olduğu o anlayışlı, duygusal insanın yerine tam tersi bir insanın gelmesi, müvekkilimi büyük bir hayal kırıklığına uğratmıştır.
Tüm bu olumsuzluklara rağmen evlilik birliğini ayakta tutmaya çalışan müvekkilim, çalışmıyor olması nedeni ile utana sıkıla kocasının eline bakar iken, davalının eve para bırakmamaya başlaması, kredi kartını iptal ettirmesi ve müvekkilin hem kendi hem de küçüğün zaruri ihtiyaçlarını karşılayabilmesini tamamen imkansız hale getirmesi nedeni ile , davalının boşanma davası açmasını beklemiş, akabinde müşterek çocuğunu da almak suretiyle Ankara’ya ailesinin yanına dönmüştür.
Evlilik birliği içerisinde asıl kusurlu olan davalının, müvekkilimin aşırı kıskanç, müsrif, kaba, olduğu iddiaları ile gerçeğe aykırı bir takım ithamlarda bulunarak aleyhine boşanma davası açılması üzerine, müvekkilimin de mevcut evliliği ayakta tutmaya çalışmasının bu saatten sonra hiçbir anlam ve ödemi bulunmadığından, asılsız itham ve iddialarda bulunan kusurlu eş hakkında karşı dava ikame olunmuştur.
Müvekkilimin kendisine bir ev tutması, kendisinin ve küçüğün ihtiyaçları için gerekli eşyaları alması ve geçinebilmek için maddi desteğe ihtiyacı olduğu açıktır. Aleyhine boşanma davası açılan müvekkilimin, davalı ile bu süreçte aynı adreste yaşaması kendisinden beklenemeyeceğinden, ayrı yaşama hakkı kazanan müvekkilime ve bakıma muhtaç olan küçüğe, yargılama sonuna kadar tedbir nafakası talep etme zorunluluğu da hasıl olmuştur.
HUKUKİ NEDENLER : M.K sair yasal mevzuat
DELİLLER : Tanık beyanları, Davalıya ait banka hesapları ile kredi kartı ekstreleri , Davalının ortağı olduğu şirketin mal varlığı kayıtları, sair her türlü yasal delil.
NETİCE-İ TALEP :Yukarıda arz ve izah olunan nedenlerle;
Davacı Vekili
Av. ……………….