MADDE 230- (1) Evli olmasına rağmen, başkasıyla evlenme işlemi yaptıran kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Bu fiilin suç olarak tanımlanmasıyla, korunan hukuki değer aile düzenidir.
Suçun mağduru toplumdur.
Maddenin 1. fıkrası, birden çok evlenme fiilini suç hâline getirmiştir. Suçun faili kadın veya erkek olabilir.
Bu fiilin suç olarak tanımlanmasıyla, aile düzeninin korunması amaçlanmıştır.
Suçun oluşması için, evli olan kimsenin kanuna ve usulüne uygun olarak ikinci bir nikâh işlemi yaptırmış bulunması gerekir. Birinci evliliğin Türkiye'de veya yabancı bir ülkede yapılmış olmasının önemi yoktur. Birinci evlilik ölüm, boşanma veya iptal suretiyle ortadan kalkmadan ikinci evliliğin yazılması suç oluşturacaktır. Birinci evliliğin iptalinin olanaklı bulunması hâlinde de iptal hükmü kesinleşmediği sürece ikinci evlilik, suç oluşturur. Suçun oluşabilmesi için, kişinin kasten hareket etmesi gerekir. Taksirle ikinci evliliğin gerçekleşmiş bulunması hâlinde fiil suç olmaz.
Maddenin 3. fıkrasında, gerçek kişiliğin saklanması suretiyle başkasıyla evlenme işlemi yaptırılması cezalandırılmaktadır. Suç, failin gerçek kimliğini saklayarak kendisini bir başka kimse gibi göstermesi ve bu suretle evlenme işlemlerini yapılması ile oluşur. Gerçek kimliğin saklanması ve başka gösterilmesi eylemi sahte belge düzenlenmesi biçiminde gerçekleştirilmişse failin TCK'nm 212. maddesi uyarınca ayrıca belgede sahtecilik suçundan da cezalandırılması gerekir.
Maddenin 5. fıkrasında, resmî nikâh bulunmadan evlenmenin dinsel töreninin yaptırılmasının cezalandırılacağı hususundaki hükme yer verilmiştir. Ancak, medenî nikâhın yapılması durumunda kamu davası ve hükmedilen cezanın bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılacağı hükme bağlanarak, resmî nikâhın yapılmasını teşvik edici bir hüküm getirilmiştir. Resmi nikahla evliliğin tanık beyanlarıyla değil, resmi kayıtlarla doğrulanmış olması gerekir.
Suç doğrudan kastla işlenebilir. Failin sonuçlarını bilerek ve isteyerek eylemi işlemesi suçun oluşması için yeterlidir.
Maddede düzenlenen suça ilişkin olarak hapis cezası öngörülmüştür. Hapis cezasının alt sınırının 1. fıkrada altı ay ve üst sınırın iki yıl 3. fıkrada ise alt sınırın ü: ay ve üst sınırın bir yıl olduğu, 6. fıkra uyarınca ise faile iki aydan altı aya kadr ceza öngörüldüğü ve bu sürelerin ise TCK'nın, 49/2. maddesi uyarınca kısa süreli kabul edildiği gözetildiğinde, hakimin cezayı bir yıl ve aşağısında hükmetmes. durumunda 50/1. madde uyarınca adli para cezasına veya diğer bir tedbire çevirmesi olanaklıdır. Ancak bu halde adli para cezasının ya da tedbirin ertelenmesi olanağı yoktur. Hükmolunan ceza hapis ise mahkum edilen kişinin cezası TCK'nın 5: maddesi uyarınca ertelenebilir.
Maddenin 5. fıkrası uyarınca aralarında evlenme olmaksızın, evlenmenin dinsel törenini yaptıranlar hakkında medenî nikâh yapıldığında kamu davası ve hükmedilen ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar.
Suçun kovuşturulması şikayet koşuluna bağlı değildir. Soruşturma işlemleri doğrudan C. Savcılığınca yapılır.
Suçun yargılamasını yapmakla görevli mahkeme Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 10. maddesi uyarınca sulh ceza mahkemesidir.