MADDE 233- (1) Aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünü yerine getirmeyen kişi, şikâyet üzerine, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Korunan hukuki değer, kişilerin aile hukukundan doğan bakım, eğitim ve destek olunma haklarıdır.
Suçun faili;
a- 1. fıkrada aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünü yerine getirmeyen kişidir.
b-2. fıkrada hamile olduğunu bildiği eşini veya sürekli birlikte yaşadığı ve kendisinden gebe kalmış bulunduğunu bildiği evli olmayan bir kadını çaresiz durumda terk eden kimsedir.
c- 3. fıkrada velayet hakları kaldırılmış olsa da, itiyadı sarhoşluk, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin kullanılması ya da onur kırıcı tavır ve hareketlerin sonucu maddî ve manevî özen noksanlığı nedeniyle çocuklarının ahlâk, güvenlik ve sağlığını ağır şekilde tehlikeye sokan ana veya babadır.
Suçun mağduru 1. fıkrada aile hukuk gereği bakım ve gözetime ya da desteğe muhtaç çocuk veya eş; 2. fıkrada, failin hamile olduğunu bildiği eşi veya sürekli birlikte yaşadığı ve kendisinden gebe kalmış bulunduğunu bildiği evli olmayan bir kadın; 3. fıkrada ise, bir anne babanın velayeti altında bulunsun bulunmasın çocuktur.
Bu suçun niteliği gereği, mağduru ile konusu aynıdır.
Maddenin 1. fıkrasında, ana babanın çocuğuna veya kişinin eşine karşı aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünü yerine getirmemesi, suç olarak tanımlanmıştır. Bu suçun oluşması için terk olgusunun gerçekleşmemesi gerekir. Aksi takdirde, TCK'nın 97. maddesinde düzenlenen terk suçu oluşur. Bir diğer ifadeyle maddi olarak terk etmeksizin kişinin aile hukukundan doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesi suç olarak kabul edilmektedir.
Bu suçtan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılması, şikâyete tabi tutulmuştur. Uzlaşma hükümlerinin uygulanması da gereklidir.
Maddenin 2. fıkrasında ise, gebe olan nikahlı eşini veya evli olsun veya olmasın sürekli birlikte yaşadığı ve kendisinden gebe kalmış kadını çaresiz durumda terk eden yani ona her türlü yardımı yapmaksızın ortada bırakan kişi cezalandırılmaktadır. Burada maddi bir terk söz konusudur.
Suç doğrudan kastla işlenebilir. Madde, suçun oluşması için özel bir amaçla hareket edilmesi şartını aramamıştır. Hangi amaç veya saikle olursa olsun failin suç olarak öngörülen eylemleri bilerek ve kendi iradesi ile gerçekleştirmesi halinde kastının varlığından söz edilir.
Maddenin 1. fıkrası uyarınca aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünü yerine getirmeyen kişi, şikâyet üzerine, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Maddenin uygulanmasında hapis cezası öngörülmüştür. Hakim cezayı 50/1. maddesinde öngörülen adli para cezası veya diğer seçenek yaptırımlardan birine çevirebilir. Adli para cezasına çevrilmesi tercih olunduğunda, TCK'nın 52/2. maddesi uyarınca öngörülen değerler arasında bir miktarın, belirlenen hapis cezasıyla çarpılması ile sonuç adli para cezası bulunacaktır.
TCK'nın 50/3. maddesi uyarınca failin, daha Önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olmak koşuluyla, fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkum edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezasının, 50/1. maddede öngörülen adli para cezası ya da diğer seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi zorunludur.
Adli para cezasının ve diğer seçenek yaptırımların ertelenmesi, TCK'nın 51. maddesi hükmü uyarınca olanaklı değildir. Ayrıca adli para cezasına hükmolunması durumunda failin TCK'nın 53. maddesi hükmü uyarınca belli haklardan yoksun bırakılma olanağı da bulunmamaktadır. Hapis cezasına hükmolunması halinde ise 53. maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları fail, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar kullanamayacaktır.
Hakim, kararında 53. maddede öngörülen hak yoksunluğunu da hükme bağlamalıdır.
Suçun kovuşturulması 2. ve 3. fıkrada şikayet koşuluna bağlı değildir. 1. fıkrada ise şikayet koşulu aranmıştır, Şikayet koşulunun aranmadığı hallerde suçun soruşturulması ve kovuşturulması doğrudan doğruya C. Savcılığı tarafından yapılır.
Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali suçunun 1. fıkrada öngörülen hali, 5271 sayılı CMK'nın 5560 sayılı Kanunla değişik 253/1 maddesine göre şikayete bağlı olup uzlaştırma hükümlerine tabidir.
Adlî Yargı îlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş. Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 10. maddesi uyarınca yargılamayı yapmakla görevli mahkeme sulh ceza mahkemesidir.